Ankara Yüksek İhtisas Üniversitesi ev sahipliğinde ve UKA Akademi iş birliğiyle düzenlenen I. Uluslararası Şiddetle Mücadele Kongresi, iki gün boyunca çocuk, kadın, spor, sağlık, medya, beslenme, çalışma hayatı ve bağımlılık gibi birbirinden farklı alanlarda şiddet olgusunu disiplinler arası bir yaklaşımla masaya yatırdı.


YİÜ 100. Yıl Yerleşkesi Konferans Salonunda akademisyenler, uzmanlar ve öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen kongre, şiddetin nedenlerinden sonuçlarına, bireysel travmalardan toplumsal kırılganlıklara uzanan geniş bir çerçevede farkındalık oluşturmayı hedefledi. UKA Akademi Başkanı Prof. Dr. Nermin Gürhan ile Yüksek İhtisas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu’nun yaptığı açılış konuşmalarında şiddetle mücadelenin bir kurum politikası değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğu vurgusunu öne çıkardı.


Kongrede ilk olarak çocuk ve şiddet ilişkisinin bilimsel yönleri ele alındı. Çocuğa yönelik şiddetin sağlık, sosyal hizmet, adli tıp ve çocuk ruh sağlığı açısından yarattığı çok katmanlı etkiler; koruyucu müdahaleler, erken tanı yaklaşımları ve toplumsal duyarlılık ekseninde değerlendirildi. Çocuğu hedef alan şiddetin yalnızca bir travma değil, aynı zamanda geleceğin toplumsal yapısını tehdit eden bir kırılma noktası olduğu ifade edildi. Ardından mobbing ve psikolojik şiddet konusuna geçilerek iş hayatında sistematik baskı, yıldırma ve duygusal şiddetin bireylerin çalışma verimliliğini nasıl düşürdüğü, ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı etkileri, insan hakları ve etik boyutlarıyla birlikte tartışıldı. Akademik çerçeveden hukuksal süreçlere, sendikal gözlemlerden kadın çalışanların yaşadığı özgün sorunlara uzanan geniş perspektif, mobbingin görünmeyen bir şiddet biçimi olarak ne kadar yaygın ve tehlikeli olduğuna dikkat çekti.












Programın devamında beslenme ile şiddet arasındaki ilişki bilimsel veriler ışığında sorgulandı. Yetersiz beslenmenin riskli davranışları nasıl tetikleyebileceği, şeker tüketiminin saldırganlık eğilimleriyle bağlantısı ve gıda güvencesizliğinin toplumsal şiddet sarmalını nasıl beslediği üzerine yapılan sunumlar, bireysel alışkanlıkların dahi şiddetin toplumsal görünümünü etkileyebileceğini ortaya koydu. Ardından yüz yüze bildirilerle akademisyenler çalışmalarını paylaştı ve ardından çevrimiçi oturumlarla kongre akşam saatlerine taşındı. Sporda şiddet başlığı altında hukuki boyuttan taraftar davranışlarına, spor alanlarında ortaya çıkan şiddetin psikolojik, sosyolojik ve kültürel kodlarına kadar birçok konu ele alınarak, sporun toplumu birleştiren bir yapı olması gerekirken zaman zaman şiddetin sahnelendiği bir alan hâline gelmesinin nedenleri tartışıldı. Aynı gece gerçekleştirilen sağlıkta şiddet oturumunda ise hemşirelerden hekimlere, acil sağlık çalışanlarından yöneticilere kadar sağlık profesyonellerinin günlük mesailerinde maruz kaldıkları şiddet olaylarının boyutu gözler önüne serildi. İletişim becerilerinin, hasta yakınlarıyla etkileşimin ve hizmet sunumunun kritik noktalarının doğru kurgulanmasının önemi vurgulandı.

Kongrenin ikinci gününde şiddetin tüm dünyada gençlik üzerinden dönüştüğü bir döngü konuşularak, Japonya örneği üzerinden barış kültürü, gençlerin rolü ve şiddetin toplumsal hafızadaki yeri değerlendirildi. Bu sunumu, alkol ve madde bağımlılığı, dijital bağımlılık, kumar bozukluğu ve sosyal medya kullanımının tetiklediği şiddet davranışlarını inceleyen kapsamlı bir panel izledi. Bağımlılıkların yalnızca fizyolojik ve psikolojik zararları değil, aynı zamanda bireyi şiddete yönlendiren risk faktörleri olduğu bilimsel kanıtlarla aktarıldı. Öğle sonrası programda şiddetin farklı boyutları mercek altına alındı; hayvana şiddet, doğaya şiddet, aile içi şiddet, toplumsal şiddet ve kadına yönelik şiddetin her biri kendi dinamikleri içinde tartışıldı ve her birinin kendi içinde bağımsız fakat birbirine bağlı toplumsal kırılmalar yarattığı vurgulandı.

Günün ilerleyen saatlerinde çalışma hayatında psikolojik ve fiziksel şiddet üzerine yapılan oturumda kamu çalışanlarının yaşadığı baskılar, sendikaların koruma ve önleme politikaları, örgütsel çözüm önerileri, sivil toplum kuruluşlarının rolü ve akademik perspektiften Türkiye’de yasal uygulamalardaki eksiklikler gündeme taşındı. Akşam bölümünde doping ve şiddet ilişkisini ele alan konferans ile şiddetin sporcu psikolojisi üzerindeki karanlık etkileri tartışıldı. Ardından yüz yüze bildiriler sunularak ikinci günün fiziksel programı tamamlandı.
Çevrimiçi akşam oturumlarında bu kez medya ve şiddet ilişkisi ele alındı. Televizyon haberciliğinde şiddetin sunumu, sokak röportajlarında şiddetin görünürlüğü, dijital medyada nefret söylemi ve yorum kültürü, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin medyadaki temsili gibi konular tartışılarak medyanın hem şiddeti görünür kılan hem de kimi zaman yeniden üreten rolü analiz edildi. Günün sonunda çevrimiçi bildirilerle program tamamlanarak kongre kapanışı yapıldı.
İki gün süren bu kapsamlı organizasyonda toplam 78 konuşmacı yer aldı ve farklı uzmanlık alanlarında 9 panel ile birlikte çok sayıda konferans ve bildiri oturumu gerçekleştirildi. I. Uluslararası Şiddetle Mücadele Kongresi, yalnızca akademik bir etkinlik olmanın ötesinde, toplumun tüm kesimlerinde şiddet konusunda güçlü bir farkındalık oluşturmayı başaran, disiplinler arası yaklaşımıyla örnek teşkil eden büyük bir buluşma olarak kayıtlara geçti.
